4 Nisan 2025 09:38

Resul Emrah Şahan'ın tutukluluğa itiraz dilekçesi: 'İddialar tamamen varsayıma dayanıyor'

Resul Emrah Şahan'ın avukatları, tutukluluğa itiraz dilekçesinde, suçlamaların temelindeki "kent uzlaşısı" ve HDK'ye dair iddiaların tamamen varsayıma dayandığını, delil gösterilemediğini vurguladı.

Resul Emrah Şahan'ın tutukluluğa itiraz dilekçesi: 'İddialar tamamen varsayıma dayanıyor'

Resul Emrah Şahan | Fotoğraf: ANKA

"Kent uzlaşısı" soruşturması kapsamında 19 Mart'ta gözaltına alınıp tutuklanan ve yerine kayyım atanan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan'ın avukatları Hüseyin Ersöz, Enes Ermaner ve Buse Şahin, tutukluluğa itiraz dilekçesinde dikkat çekici noktalara vurgu yaptı.

2019 seçimlerindeki "İstanbul İttifakı" ile 2024 seçimlerindeki "Türkiye İttifakı"nın suçmuş gibi gösterildiğinin belirtildiği dilekçede, "soruşturmanın kilit ismi" diye lanse edilen ve hakkında yakalama kararı bulunan Azad Barış'a ilişkin de "Bu şahsın PKK/KCK siyasi alan sorumlusu olduğuna dair iddianın hangi maddi delillere dayandırıldığı belli değildir" denildi. Ayrıca, 2024'te soruşturma başlatılmasına rağmen Azad Barış'ın nasıl olup da ülkede resmi şirket kurduğu ve 5 Mart 2025'te Berlin'e uçabildiği soruları yöneltildi.

"Tutuklama kararı hukuka açıkça aykırı"

ANKA'dan Beril Kaleli'nin haberine göre, avukatlar tarafından hakimliğe verilen 35 sayfalık itiraz dilekçesinde, tutuklama kararının "hukuka açıkça aykırı olduğu" belirtilerek Şahan'ın tahliyesi talep edildi.

İtiraz dilekçesinde Azad Barış'a ilişkin, "Bu kişinin PKK/KCK’nın siyasi alan sorumlusu olduğu ve özellikle 2024 mahalli idare seçimleri öncesinde yoğun faaliyet yürüttüğü iddia edilmekteyse de basına yansıdığı kadarıyla bu şahıs hakkında huzurdaki soruşturmaya kadar herhangi bir adli işlem yapılmamıştır. Nitekim basına yansıyan bilgilere göre, bu şahsın Ağustos 2024’te resmi bir şirket kurduğu, çeşitli gayrimenkul alım satımları yaptığı, hatta son olarak 5 Mart 2025'de İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı üzerinden Berlin'e uçtuğu anlaşılmaktadır. Huzurdaki soruşturmanın 2024 yılında başlamış olması ve soruşturmanın kilit isminin de bu şahıs olarak lanse edilmesine rağmen bu şahsın nasıl olup da ülke içinde resmi şirket kurduğu ve hatta 5 Mart 2025 gibi çok yakın bir tarihte resmi kanallardan yurt dışına çıktığı anlaşılabilir olmaktan çok uzaktır" ifadeleri yer aldı.

"Ortak baz bilgisi vermeleri yan yana oldukları anlamına gelmez"

Dilekçede, Şahan ile Barış'ın birçok kez ortak baz bilgisi verdiği ve yüz yüze görüşmüş oldukları iddialarına da yanıt verildi. Aynı baz istasyonu üzerinden telefon görüşmesi yapılması ya da sinyal bilgisi verilmesinin, fiziksel olarak aynı ortamda bulunulduğu anlamına gelmediği vurgulandı. "Belli bir baz istasyonundan sinyal veren kişinin muhakkak o noktada olduğundan bahsetmek zaten mümkün değilken, bu hususa rağmen anılan HTS kayıtlarından müvekkille anılan şahsın bir arada olduğuna ilişkin çıkarım yapmak tümüyle olanaksızdır" denildi.

"Aynı baz istasyonuna bağlanan kişiler 1 kilometre, hatta daha fazla mesafeyle birbirinden uzakta olabilir. Aynı baz istasyonunun farklı yönlerine bağlanan iki kişi birbirini hiç görmemiş bile olabilir" ifadelerine yer verilen dilekçede baz istasyonlarının her zaman doğru yer bildiriminde bulunmadığı da belirtildi.

Dilekçeyle birlikte adli bilişim mühendisi Tuncay Beşikçi'nin uzman mütalaası da hakimliğe sunuldu. Mütaalada şu ifadeler yer aldı:

“Yapılan incelemede, her ne kadar Azad Barış ile Resul Emrah Şahan'ın 01.12.2023 ile 31.03.2024 tarihleri arasında (yakın) baz kayıtları incelendiğinde 354 adet ortak baz kaydının olduğu tespit edilse de, baz istasyon kapsama alanlarının 0 ila 35km’lik bir alanı kapsayabileceği, listesi verilen baz istasyonlarının bazı Hücre ID (Cell ID) numaralarının farklı olduğu, her Hücre ID numarasının yaklaşık 120 derece açıyla farklı yönlerde bulunduğu ve farklı Hücre ID numaralarında tespit edilen telefonların yan yana bulunmasının teknik olarak mümkün olmadığı anlaşılmıştır.”

"Herhangi bir delil gösterilemedi"

Dilekçede, "kent uzlaşısı" ve HDK'ye dair iddiaların tamamen varsayıma dayandığı ve soruşturma makamlarınca varsayımı destekler nitelikte açık, kesin ve inandırıcı herhangi bir delil gösterilemediği ifade edildi. Dilekçede şu ifadeler yer aldı:

"Soruşturmanın bütünü açısından iddiaların temelinde; 2024 seçimlerinde CHP tarafından Türkiye’nin tamamında ve elbette bu arada İstanbul’da başarıyla uygulanan 'Türkiye İttifakı' gerçeğinin soruşturma makamlarınca çarpıtılması ve PKK/KCK üst düzey yöneticilerinin aslında tümüyle ilgisiz kimi söylemlerinden yola çıkılarak bu ittifakın 'kent uzlaşısı' adı altında güya 'gizli bir anlaşma' gibi lanse edilmeye çalışılması yatmaktadır. Oysa anılan seçimlerde CHP tarafından uygulanan tek model 'Türkiye İttifakı' olup tamamen CHP’nin yetkili kurullarınca hazırlanıp uygulanan bu model, klasik siyasi bloklaşmaların ötesine geçmeyi amaçlayan bir siyasi strateji ve söylem biçimi olarak tasarlanmış ve seçimlerde başarıyla tatbik edilmiştir. İlk olarak 2019 seçimlerinde Ekrem İmamoğlu'nun kullandığı 'İstanbul İttifakı' söylemi, 2024 seçimlerinde güncellenerek 'Türkiye İttifakı'na evrilmiş, bu kavram, belli bir siyasi partinin değil, İstanbul’da yaşayan farklı siyasi eğilimlere, etnik kökenlere ve inançlara sahip her kesimdeki bireylerin ortak kamusal fayda etrafında birleşmesini hedeflemektedir."

Dilekçede ayrıca Şahan'ın CHP’nin karar verici organlarında görev almadığı da hatırlatılarak, “Türkiye İfifakı”nın şekillenmesinde de rol üstlenmediği belirtildi. (Politika Servisi)

Evrensel'i Takip Et